Her Balığın, Bir Hikayesi Vardır
15 Aralık 2025, Pazartesi 14:59
Sudan esen rüzgara karşılık veren dalgalar bize her zaman şunu hatırlatmalı; bu dünya sadece bize ait değil.
Balıklarımız sadece birer canlı değil; suyun hafızası, doğanın nefesi, insanın ruhunu sakinleştiren o derin maviliğin sessiz varlıklarıdır. Onlar var olduğunda su daha berrak, kıyılar daha canlı, dünyanın ritmi daha dengeli olur. Onlar azalınca sadece soframız yoksullaşmaz, kalbimizin bir yanı da eksilir.
Turna balığının yasak döneme girmesi sebebiyle, siz doğa aşığı olta balıkçılarına seslenmek, üreme döneminde 1 balık ta olsa kurtarabilmek adına bir hatırlatma yapmak istedim.
15 Aralık - 15 Mart Tarihleri Yasak Dönem
T.C Tarım ve Orman Bakanlığı Amatör Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkındaki 6/2 Tebliğ uyarınca ülkemizin tüm bölgelerinde 15 Aralık 2025 - 31 Mart 2026 tarihleri arasında turna balığı avcılığı yapılması yasaktır.
Turna balığı (Esox lucius) tatlı su ekosistemlerinin en belirgin ve en güçlü yırtıcı türlerinden biridir. Türkiye’de özellikle Marmara, Karadeniz ve İç Anadolu’nun göl ve akarsularında yaygın olarak görülür.
Genellikle maksimum 70 cm ile 120 cm boya ulaşabilir. Dünya da nadiren de olsa 1,5 metreyi aşan örnekleri görülmektedir. Alıkonulabilir boy limiti en az 40 cm dir.
Vücut yapısı uzun, silindirik ve torpido şeklindedir. Bu fiziksel yapısından dolayı çok hızlı manevra yapabilir. Ağzı geniş avını kolay etkisiz hale getirebilecek yapıda küçük 400 ila 700 arasında keskin dişe sahiptir. Renkleri yaşadıkları suya göre değişir. Genellikle yeşilimsi, sarımsı veya kahverengi tonlarda benek ve çizgiler bulunur.
Sazlık alanları, kıyıya yakın sığ bölgeleri, tatlı su göllerini, yavaş akıntılı nehirleri tercih eder.
Avlanırken pusuda bekleyen bir tür olduğu için saklanabileceği bitki örtüsünün yoğun olduğu yerleri sever.
Turna Balığı Tatlı Su Ekosistemin En Yırtıcı Avcılarından Biridir
Yırtıcılığı ve hızlı saldırı refleksi nedeniyle “tatlısu kaplanı”, ‘’predator’’, ‘’yamyam’’, "oklama" olarak da anılır. Aynı zamanda, popülasyon dengesi için kritik olan av avcı ilişkisini düzenler. Zayıf, hasta ve aşırı çoğalan balıkları avlayarak ekosistemin sağlıklı kalmasını sağlar.
Suda hareket eden her türlü sucul canlıya saldırarak; küçük balıklar, kurbağalar, kuşlar, ördek yavruları, suya düşen küçük memeliler ve kendi türünün küçük bireyleri ile beslenir.
Üreme dönemi genellikle Aralık - Mart ayları arasına denk gelir. Dişiler kıyıya yakın, sazlık ve çamurlu alanlarda yumurta bırakır. Bir dişi turna 10.000 ila 200.000 arasında yumurta dökebilir. Yumurtalar su ısısına bağlı olarak 2 ile 4 hafta arasında olgunlaşır.Bu dönem, türün en hassas olduğu dönem olması sebebiyle asla rahatsız edilmemelidir.
Sürdürülebilirliğin devamlılığı açısından yasak dönemlere riayet etmek, yasadışı avcılık yapanları kolluk kuvvetlerine bildirmek vatandaşlık sorumluluğumuzdur.
Geleceğin Suları İçin Bugünden Sorumluluk Almak Zorundayız
Bizi doğaya çağıran esrarengiz sese kulak verip, biz olta balıkçılarını doğayla birleştirip bütünleştiren canlıları minnettarlığımızla korumak, sadece suyu değil; suyun bize öğrettiği yaşamı da korumak boynumuzun borcudur.
Avrupa da sportif balıkçılık, psikolojik tedavi ve rehabilitasyon konusunda insan oğlunun doğal şifacısı olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde de sportif balıkçılığın hızla gelişmesi için balıkçılık federasyonları ve derneklerinde bu konuda çalışmalar yapması sürdürülebilir balıkçılık adına umut vericidir.
Her Balığın, Bir Hikayesi Vardır
Yumurtalarını saklayan bir anne, akıntıya karşı dimdik duran genç bir balık, yıllar sonra aynı sulara dönen bir göç yolcusu ya da kanallardan kaçak girmiş bir istilacı tür. Hangisi olursa olsun bir hikayeden gelip biz olta balıkçılarına hikaye yazdırır.
Balıklarımızı kaybetmek; bir ezginin en güzel notasını yitirmek gibidir. Ekosistemin dengesi bozulur, suların bereketi tükenir, çocuklarımızın gözlerindeki “ilk balığını tutma” heyecanı sessiz bir hikayeye dönüşür.
Bu yüzden sürdürülebilirlik bir zorunluluk değil; bir vicdan meselesidir. Balığa dokunurken aslında geleceğimize dokunuruz.
Av yasak dönemlerine uymak, suya saygı göstermek demektir. Yakalanan balığı büyümesi için geri bırakmak, torunlarımızın da aynı heyecanı hissetmesini dilercesine yapılan sessiz bir dua gibidir.
Geleceğin suları için bugünden sorumluluk alabilmek, o sorumluluğu alan ender kişilerden biri olabilmek. İşte asıl mesele budur.
Çünkü balıklarımızı korumak, sadece suyu değil; suyun bize öğrettiği yaşamı korumaktır.
#balıkbitmesin
Özden Aydın Şimşek


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum