İstanbul
06 Mayıs, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Boili ve Gerçekler

05 Mayıs 2026, Salı 15:02
Boili ve Gerçekler

Boili konusunda gerek sitem, gerek istek, gerek şikayet, gerekse doğru insanların doğruya ulaşması için son yazım. 

Bu işe gönül vermiş insanların sonuna kadar okumasını rica ederim. 

Türkiye'de yıllar önce boili konusunda birçok şey anlatmaya çalıştım. 

Bu süreçte yem firmaları bu konudan rahatsız olmuş olacak ki hiç yapmadıkları şeyi yapmaya, alanen tarif vermeye başlamışlardı. 

Bu da olmayınca insanları uyandırdığımı anlayıp, yeni ekmek kapısı hammadde satışına geçmişlerdi. 

Yıllar önce tuttuğumuz balıklardan dolayı ev yapımı boiliye bakış açısının kırılması bir bakıma iyi, bir bakıma kötü oldu. Bunun sebebini de bir önceki yazıda anlatmıştım.

Önceleri anlattığım birçok şeyin bugün gerçekleşmesi, o zaman anlaşılmaması ve sonradan bazı kesimin biz yaptık, biz ettik anlayışı ustalık taslaması yine yapmak istediğim birçok şeyi geride bıraktı. 

Amacım bunlar değildi. Amacım temiz insanların birilerinin elinde çırpınmamasıydı.

Bilindiği üzere samimi, efendi olan herkesi sever sayarım, çıkarcı ve menfaatçilerin her daim düşmanıyım. 

Biliyorum ki her adam herkesle anlaşamaz anlaşıyorsa bir sorun vardır. İsimler önemli değil yanlış varsa ben mutlaka konuşurum, konuşmuşumdur. 

Tabi bundan dolayı da yanımızda kimse kalmamıştır ziyanı yok ben bana düşeni yaptım. Yine bunun için yazıyorum. 

Şimdi böyle bir girişten sonra boilide asıl anlatmak istediklerimi, gayemi anlatayım. 

Değerli arkadaşlar size anlatılan birçok şeyin aksine bir yemi değerli kılan o boilinin "içeriği" değildir. Boilinin kurgusudur, dengesidir, çalışma sistemidir. 

Türkiye'de işler nasıl işliyor ? 

İnsanlar belirli kitapları, makaleleri okuyor, çeviriyor ustalığını ilan ediyor. 

Kapısını çalanlara, öğrenmek isteyenlere egoist tavırlarla popüler oluyor. 

Kapısına gelenlere tüm direktifleri veriyor. Bunu duyan insanlar bu direktifleri uyguluyor, içeriklere bir dünya paralar harcıyor. 

Fakat gerek çeviriyi yapan, gerek bilgiyi dağıtan kişi farkında değil ki okuduğu kitapları yazan, okuduğu yazıları yazan yabancılar popülerite sevdasında, kitap satma sevdasında. Yüzyüze ücretli eğitim verme sevdasında. 

Bunların olabilmesi içinde bu kitabın, makalelelerin yüzlerce sayfa sürmesi gerekli. Gerekli, gerekli ki usta denmesi, tanınması lazım. 

Çünkü mısır iyi bir içerik, yemde kullanılabilir demekle, 3.2 gram proteine, 1.2 gram esansiyel ve doymuş yağa, 21.2 gram karbonhidrata sahiptir demek arasında okuyucu iletişimi açısından dağlar kadar fark vardır. 

Ve okuyucu sonuç olarak mısır gerekli mi gerekli değil mi belli olmayan bir sürece girer, beyni uyuşur. 

Doğru bilgi en fazla 10 sayfadır arkadaşlar. Peki bunlar neden 10 sayfa anlatılmaz ? Çünkü öyle olursa herhangi kitap, makale nasıl uzayacak ? İnsanlar demeyecek mi bu bir şey bilmiyor. İnsanlar o kişiyi dikkate almayacak. Çünkü insanlara verebileceği bir şey kalmayacaktır. 

İnsan psikolojisi insan peşinden sürüklenmeyi sever. Ne kadar peşinden sürüklerse o kadar kıymetlidir. Ne kadar net, öz, dürüstse o kadar uzaklaşılır. Hayatın birçok alanında böyledir. Hayatın kanunu sanırım. 

Mısırdan, arpaya, ruşeymiden, çavdara kadar ne kadar protein var, ne kadar karbonhidrat var bunlar kolay bir şekilde erişilebilir şeyler zaten. 

Bunları kitapta, makalede tekrar anlatmanın bir mantığı var mı ? Size gayesi doğru bilgi vermek olan birisi neden bunları anlatsın bir sorgulayın? 

Farkında olmazsınız bu kişiler kafa karıştırır, işi içinden daha çıkılmaz boyuta sürer ki amaçta budur zaten. 

Siz usta derken adam aslında size ne yapmanız gerektiğini anlatmamıştır. Tarif veriyorsa 1 değil 30 tarif paylaşır ki siz hangi tarifi, hangi bilgiyi kullanacağınızı bilemez hale gelirsiniz. 

Hatta öyle tarifler verir ki bazen o tarifte ki içeriklere ulaşmak ülkemizde fazlasıyla zordur. Sizde o psikolojiyle sır burda deyip o içerikleri getirmeye çalışırsınız. 

Yem firmaları da bazen böyledir. 

Bazen hangi yemle balık tuttuğunu söylemez veya başka yeme yönlendirir. Çünkü söylerse diğer ürünlerinin satışı durur. Çünkü diğer ürünleri daha ucuz içeriklerle yapılmış, kar marjı daha yüksek içeriklerdir. Hepsinin satılmasını ister. 

Doğru bilgiler zor erişilmiştir, kolay paylaşılmaz arkadaşlar. Bunu paylaşıyorum adı altında yapanlar olayın perde arkasını kapatmak için cümleleri de, yem çeşitleri de uzatır da, uzatır. Siz bilgilerde kaybolursunuz. 

Fakat öyle kaybolursunuz ki kaybolduğunuzu bile fark etmezsiniz. 

Sonra nolur ? 

Siz gerekli gereksiz bilgilerle kafanızı doldurursunuz. 

Ve 2 şey olur:

Ya bu işte motivasyonunuz kırılır ilk anda ben yapamam der bırakırsınız ki (beni tanıyanlar bilir ben bunu hiç istemem. Herkese bu işi yapabileceğine inandırırım.)

Ya da Avrupa'dan Türkiye'ye dönen bir gurbetçi edasında dününüzü unutur, insanlara ders vermeye kalkarsınız. 

İçten içe ben bu işi çözdüm şu adamda kim oluyor dersiniz. Başta bahsettiğim usta bu sefer siz olursunuz aslında. 

Siz de artık çok bilgili olduğunuza kendinizi inandırmışınızdır. Hele ki bu yemlerle balık tuttuğunuz an her şey bitmiştir. Siz yapmışsınızdır. Size zamanında yardımcı olmuş, olmaya çalışmış insanları da tanımaz hale gelirsiniz. 

Halbuki saha tecrübeniz yoktur. Bir yemin yıllarca test edilmesi gerektiğinin, tek yem üzerinden çalışma yapılması gerektiğinin farkında bile değilsinizdir. Fakat bu halinizle bile bu işi özümsemiş insanlara kafa tutarsınız. 

Sonuç olarak kendinizin ve insanların gözünde çok bilgili ama tecrübesi olmayan bir ustaya dönüşmüşünüzdür. 

Türkiye'de durum malesef böyle. Ve böyle de devam edecek. 

Gel gelelim anlatmak istediklerime... 

İnsanların makaleden okuduğu bilgilere kanıp size aktardığı çok pahalı içeriklere boşa para harcamayın. 

Yemde en kral malzemeleri de kullansanız balığa istenilen düzeyde bilgileri aktaramıyorsanız içeriklerin hiçbir anlamı kalmaz. En ucuz yemle aldığınız sonucu alırsınız. Hatta niye balık tuttuğunuzun farkına bile varamazsınız. 

Yani bu çalışma disiplinini yakalamak işin en zor kısmı. Bunun için çok ciddi çalışmalar gerekiyor ki bunu yakalayan insanlar öyle havadan bunu paylaşmaz. Bunlar olduktan sonra en kral malzemeleri koyarsanız zaten yem on numara bir yem olur. 

İçerikler bir araçtır. Amaç kurgudur, dengedir, çalışma sistemidir. Siz gider de araç yani içerikte sır ararsanız paranız çöp olur bende bunu istemem ki en çok kızdığım, en çok üzüldüğüm şey budur bu camiada. 

Zaten bunları da paranızı boşa harcamayın diye yazıyorum. 

Yaptığınız tüm yemler az veya çok balık tutar buna aldanmayın. Buna aldanıp yem oldu deyip yıllar önce insanların yanlışına düşüp, yem satışına geçmeyin kendinizi kandırırsınız. Sonucunu getiremezsiniz. 

Kilosu 5000 TL'ye yem yaparsınız, insanlara kaliteli diye satarsınız, sizde sonucunda dört gözle trofe beklersiniz ama bu sonuçlar gelmez. 

Yeminiz ilk başta insanlar merak ettiği için çok satılır. Geri dönüşler olmaz. Sizde insanları suçlamaya başlarsınız. 

Sonra her yem balık tutuyor diye (zaten sazanın besini tespit eden bir hayvan olduğunu anlamaz, belirli yemlerin belirli kilolarda takılı kaldığını göremez) bu işi sorgulamaya başlarsınız. 

Sonrada şu sözlerle insanlara çamur atmaya başlarsınız:

Şu ustanın avlağı iyi de o yüzden tutuyor, bu ustayla yan yana av yaptık ben tuttum, o tutamadı, benim yem aldı onun yem almadı gibi avuntularla kendinizi kandırır durursunuz. 

Kendi hezayanlarınızda kıvranır, kendinizi ikna etmeye çalışırsınız. Sonuç olarak pes etmiş vaziyette, çok para harcamış vaziyette kendinizi bulursunuz. 

Belki de binbir umutla çıktığınız yem yapma işini bırakırsınız. 

Tekrar diyorum birilerinin gazına gelip rızkınızı gidip bir ton pahalı içeriklere vermeyin. 

Bunlar bu camianın üst kesiminin oluşturduğu saçmalıklardan ibarettir. Sırlar burda değildir, buralarda olamaz. 

Yeminizde ne olursa olsun balık bunu pat diye, bu varmış, ooo iyiymiş diye almaz. 

Ne yaptığınızı bilmiyorsanız belki de sıradan bir boncuk, hamur, solucan daha iyi sonucu size sunar. Belki de sizin yeminizden kat kat üstün sonuç sunar. 

Siz de biraz balık tutunca, tuttum sanarsınız ki bunu sanan çok kişi var... Bu işin devamlılığı gelmez. 

Balık kendi dünyasında bizden akıllı. 

Size yeminizde şu kesin olacak, şu mutlaka olmalı diyen insanlara hiç hayvansal un veya buna benzer bir şey olmadan da çok kral yemler yapılabileceğini anlatın. 

Reklam olmaması açısından bunların örneklerini veremiyorum. Dünyanın en ünlü yeminden birisi bu şekilde yapılmıştır. 

Bir de belki de doğru yaptığınız yeminizi aşağılayanlar olacak ki bunlar anlattıklarımın ana konusu, özeti. Bu gibi sözler motivasyonunuzu kırmasın. 

Kızdığım ana konu bu:

İnsanların içerik yüzünden motivasyonunun bitmesi, bir dünya para harcayıp sonuç alamaması veya hep aynı sonucu alması. 

Çünkü onlar için çok kaliteli içeriklere sahip olmayan yem, yem değildir. 

Bunlara sakın aldanmayın, bu tip sözleri sakın muhattap almayın. Motivasyonunuzu sakın kırmayın. Konuya hakim olursanız demek istediklerimi bir gün fark edeceksiniz. 

Ana disiplini yakalayıp, balığın isteğinini, istediği şekilde sunmak, dengeli yem yapmak çok daha kıymetli. Bu şekilde yem yapmaya çalışın. 

Dünyada gördüğünüz, duyduğunuz tüm yem firmaları aynı içerikleri kullanır. 

Tutsaydı bunlar tutardı. İyi yem olsaydı bize sıra gelene kadar onların yemleri en iyi yem olurdu. 

Dünyaca ünlü bir yemi, diğerinden üstün kılan öncelikle çalışma prensibi, sonra besin olarak dengesidir. Bunlar anlaşılmadığı için insanlar sırrı içerikte arıyor. 

Bu ayrıntıları keşfetmek yıllar sürer. Sizin sandığınız gibi makale okuyup, makale çevirerek değil. Yoksa sazan zaten besin olan her şeyi tespit edip alır veya almaz ama mutlaka bulur. 

Bunları yıllar sonra tekrar yazma gereği duydum. Sebebi insanların rızkını boş ve gereksiz içeriklere harcaması, gerek usta sanılan kesimin gerek yem firmalarının paylaşımlarına aldanıp ürün ve hammadde alması. 

Biliyorum ki doğruya ulaşmak isteyen çok temiz, çok düzgün insanlar var. Bu yazıyı en başta belirttiğim üzere onlar için yazdım. 

Benim gözümde balığa sevgi, saygı duyan herkes ustadır. Balığı tanıyan zaten yemi yapar. Bunu kafanızda bu kadar büyütmeyin. 

Kitap, makale okumuş, Türkiye'de bu bilgilerin sadece dağıtımını yapan, esasında hiçbir bilgisi olmayan insanların direktifleriyle pahalı içerikler almayın. 

Gidin bu paralarla çocuğunuza oyuncak alın, yedirin içirin, bir garibanı duyurun çok daha makbule geçer. 

Unutmayın sazanı tanımaz, sahada trofeyi bilmezseniz ne yaparsanız yapın yeminiz sıradan bir yemin sağladıklarını sağlayacaktır. 

Hatta sizin daha kalitesiz gördüğünüz yem trofeyi alacaktır. Sizde dövünüp duracaksınız neden? diye. 

Ben bunlar olmasın, insanlar boşuna para harcamasın, boşuna insanların peşinden sürüklenmesin istiyorum. 

Umarım anlatmak istediklerimi kimseyi kırmadan net bir şekilde anlatabilmişimdir. 

Yıllar önce anlaşılmadım, şimdi biraz anlaşıldım, belki yıllar sonra yine geç anlaşılacağım, belki bu süreçte birçok kişiyi kırmış olacağım ama boili hakkında bırakabileceğim en büyük miras budur: 

"Boilinin çalışma sistemi, dengesi, kurgusu, kısacası ne yapmak istediğiniz, içerikten kıymetlidir. İçerik sadece bir araçtır. "

Tekrar diyorum lütfen yanılmayın, lütfen mantıklı düşünün. 

Gönül isterdi ki daha net şeyler anlatıp konuşayım. 

Ama Türkiye'de paylaşılan her bilginin bir gün balığa yöneltilen bir silah olduğunu çok net gördüm ki benim için sazan bu dünyada en çok sevdiğim hayvan değil, insanlardan bir tanesi. Zarar görmesini istemiyorum.

Bunları da avına, avlağına saygı duyan, kirli bilgilerde yıpranmış, bir çıkış arayan insanlar için yazdım. Onların mutlu olması beni her zaman mutlu etmiştir. 

Lütfen ailenizin rızkını ustalık taslayanların direktifleri doğrultusunda harcamayın. Doğru tektir. Doğru birdir.

Ne kadar yaşarız bu dünyada bilmiyorum ama bana ulaşamayan insanların burdan derin anlamlar çıkarmasını umut ederim. 

Size verebileceğim son ve en kıymetli bilgi budur. 

Saygılarımla
Çağrı Dalgalı

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum